3 Ekim 2009 Cumartesi

...miş

anlayışsızlıklar, anlayamayışlar, paylaşımlar, paylaşamayışlar, bazen bir düğüm, bazen bir yumru, bazen bir sel olan gözyaşları, taş olan kalpler, yumuşamaya çalışan yürekler... ne hayatmış arkadaş ! insan neler görüyomuş, neler farkediyomuş, neler öğreniyomuş hayatta... büyüdüm demicekmişsin hiçbir zaman, biliyorum demicekmişsin, anlıyorum demicekmişsin; kendine bile ! insan önce kendini tanıyamıyomuş çünkü...kendini anlayamıyomuş bazen...! öylesine biri "sen şöylesin" dediğinde gülüp geçtikten ya da kırılıp bikaç damla gözyaşı akıttıktan sonra, gerçekten öyle olduğunu farkedebiliyomuşsun...bir insanı kimse tam anlamıyla anlayamazmış meğer, kimse senin için yaşamazmış, istisnalar hariç; bir ömürde çok da fazla karşılaşamayacağın istisnalar... sen biri için kendini parçalasan da seni farketmeyebilirmiş; marifet çok ufak parçalara ayrılmamaktaymış ki farkedilebilesin... insan büyük konuşmamalıymış asla, sonunda acısı kötü çıkarmış...

esra'nın hayat dersi çıkarası gelmiş :)

bi de...başarısızlığa uğradığında yılmamak gerekirmiş; çakmak bile ilk çakışta yanmazmış, bunu da az önce öğrendim :D

Arabesk (?)

Şöyle demişim 25 Eylül 2017’de: “Önce kendine tutun, sonra kendinle bir tuttuğun insanlara, sonra hayatın ta kendisine tutun..” Ne güzel dem...