12 Eylül 2009 Cumartesi

Sorma Anne...

Ne olur bana bir şey sorma anne
Arada birdir bu durgunluğum
Bugün yine kederliyim biraz
Büyük bir sancı var içimde üstelik...

Hani hep büyümek isterdim ya
Hani koca bir kadın olup
Sizin sohbetlerinize eşlik etmek
Kendi ayaklarımın üstünde durmak isterdim ya
Görüyorsun büyüdüm anne...
Şimdi ise keşke hiç büyümeseydim diyorum kendi kendime
Keşke saçlarını okşadığın küçük kızın olsam hala
Şöyle bir dizine uzansam,sen masallar anlatsan
Sonra şeker yiyip,çizgi film seyretsem
Gece nöbetlerine tutsam seni hasta olduğumda...

Bu hayat zormuş anne,hem de çok
Sandığım gibi görkemli de değilmiş
Elimde balonlarla koşturmanın tadı
Meğer hayal ettiğim hiçbir şeyde yokmuş...


Ne olur bana birşey sorma anne...
Dedim ya arada birdir bu durgunluğum
Biraz canım yandı yalnızca bu
Bilmediğim bir gerçeği daha öğrendim bugün
Her şey gibi sevgiler de yalanmış büyüyünce
Meğer o büyük sevdalar,
Yalnızca senin masallarında yaşanırmış
ve kimse senin gibi karşılıksız sevemiyormuş...
Ismarlama yaşanırmış büyük sevgiler
ve tüm başlangıçlarda bir son gizliymiş meğer...
Öylesine ani oluyormuş ki gelişler
Önce ılık bir ilkbahar rüzgarı esiyormuş gönüllere
ve ardından ayrılık rüzgarları sonbaharda...

Ne olur bana bir şey sorma anne...
Aldırma akan gözyaşlarıma
Belki hala elini uzatıp silebilirsin eskisi gibi
Ama bu sefer benden çaldıkları
öylesine büyük ki...

K_br_C

Hiç yorum yok:

Arabesk (?)

Şöyle demişim 25 Eylül 2017’de: “Önce kendine tutun, sonra kendinle bir tuttuğun insanlara, sonra hayatın ta kendisine tutun..” Ne güzel dem...