27 Kasım 2012 Salı

bak bir varmış bir yokmuş

allahtan kendi sorumun cevabını biliyorum: you are not listening. hatta nobody is listening di mi? ne güzel.

fazla duygusal olduğum zamanları biliyorum. herşeyi fazla fazla hissettiğim için üzüldüğüm zamanları. 

sonra hissiszleştiğim bir dönemi çok iyi hatırlıyorum. hiçbişeyi sevemeyip, hiçbişeye hiçkimseye üzülemediğim için sonunda sadece bu yüzden canımın yandığı zamanları.

sonra hayatımın güzel bi döneminin başlangıcını hatırlıyorum. beni mutlu edecek şeyleri, beni mutlu edecek kadar hissedip, üzüldüklerime üzülmem gereken şekilde üzüldüğüm bi dönem. çok güldüğüm, çok ağladığım, çok eğlendiğim, çok mutlu olduğum ve çok üzüldüğüm bi dönem. normal bir hayat yani. sıradışılık yok. huzuru hatırlıyorum.

sorun şu ki şu an tanımlama yapamıyorum. şimdiye kadar herşeyi hissetmiş ve hepsinden uzaklaşmış gibi hissediyorum kendimi. hepsi o kadar geçmiş gitmiş yıllanmış ki. bir daha hiçbiri hissedilemez onların. benzer bişey gördüğümde kendimle dalga geçiyorum. hayırdır, eski duygularını özledin de tekrar mı öyle yaşamak istiyosun? kaçıyorum. kaçamasamda kendimi o olgudan uzaklaştırıyorum.

Nereye gittiğimi bilmiyorum. tam da nereye gittiğimi "artık" biliyor olmam gereken bir dönemde..

Hiç yorum yok:

Arabesk (?)

Şöyle demişim 25 Eylül 2017’de: “Önce kendine tutun, sonra kendinle bir tuttuğun insanlara, sonra hayatın ta kendisine tutun..” Ne güzel dem...